← Tüm yazılar
Yöntem

Kaynak meselesi: bir alıntının peşine düşmek

İnternette dolaşan bir sözün gerçekten kime ait olduğunu bulmaya çalışmak, çoğu zaman sözün kendisinden daha öğretici.

Sosyal medyada bir söz görüyorsunuz. Güzel, derli toplu, altında saygın bir isim. Paylaşıyorsunuz. Aylar sonra öğreniyorsunuz ki o söz o kişiye ait değil — hatta kimseye ait değil; bir çeviri hatasından, bir romandan ya da bir forum yorumundan türemiş.

Bu, utanılacak bir şey değil. Ama düzeltilmesi gereken bir şey.

Peşine nasıl düşülür

Bir alıntının izini sürerken işe yarayan birkaç adım:

  • Tam cümleyi tırnak içinde aratın. En eski tarihli sonuçlara bakın, en popülerine değil.
  • Özgün dilini bulmaya çalışın. Çeviri bir metinse, kaynak dildeki hâlini aramak çoğu zaman gerçek sahibini ortaya çıkarır.
  • “Atfedilen” listelerine bakın. Çok atfedilen sözlerin genellikle bir yanlış-atıf geçmişi vardır ve bu geçmiş belgelenmiştir.
  • Bulamazsanız, bulamadığınızı yazın. “Kaynağı doğrulanamadı” dürüst bir cümledir.

Neden zahmet edelim

Çünkü bir sözü kime ait sandığımız, o sözü nasıl duyduğumuzu değiştiriyor. Aynı cümle bir peygamberden geldiğinde emir, bir filozoftan geldiğinde öneri, bir romandan geldiğinde süs gibi okunuyor. Kaynağı bilmek, cümleyi doğru ağırlıkta tartmayı sağlıyor.

Yanlış atıf, sözü güçlendirmez; sadece bizi sözden uzaklaştırır.

Bu sitedeki her alıntının altında nereden geldiği yazacak. Yazamıyorsam, alıntı da olmayacak.

#kaynak#okuma#yöntem